58

     Mart ayının ortalarında pandemi Türkiye’yi yavaş yavaş etkisi altına almaya başlamış çalıştığım firma home office kararı almıştı. Memur olan eşim kronik bir hastalığı nedeniyle, 1. sınıfa giden kızım ise uzaktan eğitim kararlarıyla dört duvar arasında kalmıştık. İlk zamanlar dinlenmeceli ve güzel gelse de artık evde yapılabilecek bir çok şey tükenmişti ve ben tam 2 ay market alışverişi dışında bir aktivitem yoktu. Çalıştığım firmam ise yoğun programlar uygulayarak akşama kadar sanal dünyada bizi miskin olmaktan alıkoysa da günlük 7000-10.000 adım atan aktif biri için bu hayat çok hareketsizdi. Daha önce yürüyüşler yaptığım bir parkura giderek yürüyüş yapmaya başladım,sonra koşularla hayatıma bir hareket ve doğal güzellikler katmaya başladım. Yine korona günlerinde sık sık görüntülü konuşmalar yaptığım bir kaç bisiklet sporuyla ilgilenen  arkadaşın önerisiyle yavaş yavaş bisiklet videoları izlemeye başladım, tarzımı belirlemiştim. Dağ bisikleti üzerine araştırmalarımı yaptım ve bütçeme uygun bisiklet ve güvenlik donanımlarını tamamladım ve 3 kez kullanabildim ve ardından 4 günlük sokağa çıkma yasağı bu yazımı da büyük bir özlemle yazıyorum çarşamba olsa sabah 6:00‘da uyansam ve 1 buçuk saatlik bisikletime binebilsem. Bir Besyo mezunu biri olarak bu sporla bu kadar geç tanıştığım için biraz üzgün olsam da doğru hobimi bulduğumu düşünüyorum. Umarım bu heyecanım hep devam eder. Tavsiyeleriyle beni bu spora yönlendiren arkadaşlarımı arayıp teşekkür ettim. Belki bu yazımı okuyan, arayış içerisinde olan, doğayı seven birkaç kişiye dokunabilirsem bu beni çok mutlu eder. 

Cüneyt Akar

Geri Bildirim