331

Yoğun çalışma temposundan uzun zamandır ertelediğim kamp maceramı, sonunda gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyorum. :)  Dört arkadaş planladık kamp tatilimizi. İlk kez çadırda uyuyacak olmak bile nasıl heyecan vericiydi! Bir önceki gece, bayramlıklarının heyecanıyla uyuyamayan çocuk gibi döndüm durdum yatakta ve sabahın köründe ilk uyanan ben oldum tabi; bir an önce yola çıkmak istediğim için. İlk iş, kahve makinesinin düğmesine bastım. Son kontrollerimizi yaptıktan ve kahveyi termosa doldurduktan sonra yola çıkmaya hazırdık.

Rotamızı Gökçetepe’ye çevirdik. Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Gökçetepe için “saklı cennet” diyorlarmış. Gerçekten de saklı bir cennet Gökçetepe.  Biz, Gökçetepe Tabiat Parkı’nda kurduk çadırlarımızı. Çam ağaçlarının denize uzandığı, orman ve deniz kokusunun birbirine karıştığı bu yer; hem İstanbul’a yakın hem de bir doğa mucizesi. Ortak tuvaleti olması da açıkçası beni rahatlattı. İlk kamp deneyimim olduğun için doğayla o kadar da başbaşa kalmak istemiyordum çünkü. :) 

Muhteşem üç günlük kamp hikayemden geriye çok eğlenceli ve güzel anılar kaldı.

Taze bir kampçı olarak size bazı önerim var:
- Öncelikle, çadırınızı kurmadan önce mutlaka zemini ottan, çalıdan, çakıldan temizleyin.
- Biz, çadırlar için özel tasarlanan şişme yatağımızda uyuduk. Tavsiye ederim.
- Kamp ateşi için yerlerdeki kuru çalı çırpıyı toplayın, ağaçlara lütfen zarar vermeyin.
- Davetsiz misafir istemiyorsanız, vahşi hayvanların koku almaması için yiyeceklerinizi kapalı kaplarda saklayın.
- Yanınızda cezve götürün, közde Türk kahvesi muhteşem oluyor.
- Bol bol fotoğraf çekin, anın tadını çıkarın ve lütfen evinize dönerken çöplerinizi çöpe atın. 

Şimdiden iyi eğlenceler!

Selçuk

Geri Bildirim